ANGLES

DERECE

4.7.09

KÖR TATLAR NO.112




Hep görülen şeyler vardır ,klasik görüntüler reklam arası bir dünya şey var görüntülerde,ayıklamam,sadece an ve an gelirler,bazıları düşündürür bazıları insanlarıda güldürür.Her şey şeffaftır oyundur kutunun içinde beyninde ama bu kız rol yaptığı kadar gerçeğide oynuyor,taşradan istanbula; kendine mahcup ama konuşan bir hayat.Ne ses var mehtapta ne de fizik şeffaflığı biliyor nasıl kullanıldığınıda,"Kendini seçemiyorsun, bırakıp kaçamıyorsun".En güçlü silah düşmanın silahı öyle değilmi?,Bana göre bu yüzden sürekli gülüyor mehtap,ekşi sözlükte girilen entrylere baktımda kişnemekten/ gereksizlik abidesine kadar yol/tag yapmışlar mehtabı.

Yol olmuş toplum zaten hiçbitmeyen
... miş toplumun .... mi ihtiyacı mı var dev bir ağız bana göre toplum , maşrapayla kan ve kan yetiştiremezsin,hadi bir tekerleme de benden Non etik histerikler,birbirlerinin etlerini yerler..

Başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların VE mehtaplı gecelerde hep seni andım
belki gelirsin diye boş yere yandım..

3.7.09



Bizim Mcgayvırımız yok ıvırımız zıvırımız ise çok..Otobüste denge kurmaya çalışırken Sibel'e onu dedim anonsun sesi kaybettiğimiz sağduyuyu temsil ediyor güldü komikti çünkü,düşünsene"Bir sonraki istasyon,bir sonraki istasyon bir sonraki istasyon ve gözgöze gelmeyen insanlar..Tabi ben böyle şeyleri birden anlatamam sadece duyumsarım duyumsadığın şeyleri anlatmak bir süre sonra komik geliyor kendine.duraklar arası yolculuk yolcular.Bir garip yolcuyum hayat yolunda ,yolumu kaybetmiş perişanmıyım ben?

Hepimiz içimizdeki sanita yarabandı çoçuğunu büyütüyoruz bu memlekette yada hiç büyümeyen sanita bant çoçuğuyla içimizde yaşıyoruz,daha ne diyeyim.insan aynı şeyleri konuşmaktan sıkılıyor.Aynı şeyleri tekrarlıyorsak sanatı ve sanat eserinin kamusallığını da tekrar ve tekrar tartışmamız gerekiyor ve daha önemlisi konumlandırıldığı yerdeki performansını(rosalyn deutshe).Toplum bellek ilişkisin ve yaşadığın toplumun açmazlarını sanırım buradan açmak gerekiyor,işte en büyük havuz problemi iki çeşme,birisinden kan diğerinden süt akıyor..


p.s. Allah herkese herşeyi olduğu gibi gören gözler versin

2.7.09

Give a mask her, and she ll tell you the truth

1.7.09

FIFTY DIMENSION

Untitled from mehmet dere on Vimeo.

28.6.09

THIS IS THE SONG THAT DOESN'T END

Damdan dü$tü bir kurbaga
titretti kuyrugunu
Bunu goren jandarma
aldi goturdu onu
mezarini kazdilar
Ba$ucuna $oyle yazdilar:
Damdan du$tu bir kurbaga
titretti kuyrugunu .............









27.6.09

25.6.09

I TICKLE MY TIGER WHEN I BORED

I LOVE NUR AND UMUR



24.6.09

IN A FACT : Everyone loves blue corners



22.6.09

STARBOY VS JOKER


21.6.09




Reçel dün vardı,yarın var ama asla bugün değil...

20.6.09









19.6.09

18.03.1971(not changed)




Alice said, "would you please tell me which way to go from here?"

The cat said, "that depends on where you want to get to"

GÖRSELLER;Mrdere Archıve
and Thanks to ali ulvi ersoy(r.ı.p)

17.6.09




16.6.09

Bir hilal uğruna ya rab ne gunesler batiyor*(M.AKİF ERSOY)


15.6.09

Angles is Saying: Dolapta pekmez yala yala bitmez or your light always shining on my way.




13.6.09

MARSHALL YARDIMI/ Move it back move it forth…



Bu şarkıya bayılıyorum,geç bulmadan sonra erkenden yitirmeden sayacı sıfırlayan parmak egzersizleriyle gözlerimi ve kalbimi bu ritime alıştırıyorum dup dup dup
/ı like it..

12.6.09

IŞINLA BENİ SCOTY

Gecmis ve gelecek sonsuzluk icinde yutulan kisacik yasamimi dusundukce,hatta benim bilmedigim ve beni bilinmeyen uzaklarin sonsuz buyuklugu icinde kaybolan,kapladigim kucukcuk uzayi gordukce dehsete kapiliyorum ve orada olmaktan cok burada olmaktan burada olmama sasiriyorum,cunku orada degilde burada olmama o zamanda degil de bu zamanda degilde bu zamanda olmama iliskin hicbir neden yok.
PASCAL

10.6.09

Only fools rush in where angels fear to tread



5.6.09

HOTEL 35






2.6.09

1.6.09








29.5.09


Redd Bahçelere Daldık

HEP O ŞARKI READY MADE








25.5.09

SELAMETLE KAPTAN





0tuz yaşımdan gün aldım ,gün aldığım gibi bir de kendimi sergiledim,30 yıl geçti ve elimde bir avuç yıldız tozu var.Olacak iş mi azizim,zamana karşı yarışmak? uzun süren çabalarımla güzel bir sergi oldu,kimse yazmadan ,yazmıyorken biz yazalım,paranoyaklık olarak anlaşılmasın,sessizliğin taraf olmamanın neleri örttüğünü biz çok iyi biliriz(bu kısmı ayet olarak da okuyabilirsiniz).

Bilgi eylemi öldürüyor kaptan,tamam da Mr Spak kardeşim seni sevmeme rağmen kendime engel olamıyorum,esas içerisi diyen bir düşünce yok artık içimde her yer hem içerisi hem dışarısı bugün.

İyi yada kötü yaptığım şeyler yoruma açık,iyi yada kötü herkes yorumunu bırakıyor sokakta; çünkü sokak gerçek kardeşim.

Ben içeride ördüm ağımı ama dışarıya da kurdum,renkler insanları büyülüyor,insanlar meraklı bir biçimde inceliyorlar,gelenler bakanlar içeriye girenler'Kardeşim sen bundan para kazanıyormusun? diyenler.Bende yıldızlar gibi ufak kelimeler serpiştiriyorum,Abicim bak diyorum mat dünyana renk geldi,göze de bayram geldi diye gülüyoruz falan.

Epey de popüler oldum geceleri insanlar atölyemin önünde birikiyorlar,konuşmak istiyorlar,,

Çerçevenin topografisi üzerine düşünüyorum bende haleli, halesiz ne halden ne hale...Stardust is trust

Ben de bunu yaptım içimde inancımı ve hayallerimi çerçeveledim,ve üzerine düşündüm.Kendimi keşfettim içerdeki ve dışardaki topografide ne kadar kurguydum ne kadar gerçektim?Kırılgan,parmparça ama içinde taşıdığın şey kadar dolu,işte bu çerçeveler biriktirdiğim şeyler bir cümle bir fısıltı bir yol göstericisi.Her şey daha güzel olacak mesela. Bu umut insanın karanlığa gözleri alışması gibi her kapıyı aynı kapıya açıyor,ağlayan çoçuklar bana bakarken ve ben tam 30 girmişken mutluluk gözbebeği kadar yakın hüzün de yıldızlar kadar uzak, böyle düşündüm....

22.5.09

STARDUST INTRO AND SNAPSHOTS










daha fazla bilgi ve görseller için: http://49-a.blogspot.com/

21.5.09

STARDUST OPENİNG TODAY

17.5.09




"years ago, when i was younger,
i kinda liked a girl i knew.
she was mine, and we were sweethearts
that was then, but then it’s true

i’m in love with a fairytale,
even though it hurts
‘cause i don’t care if i lose my mind
i’m already cursed.

every day we started fighting,
every night we fell in love
no one else could make me sadder,
but no one else could lift me high above

i don’t know what i was doing,
when suddenly, we fell apart
nowadays, i cannot find her
but when i do, we’ll get a brand new start"

16.5.09

Gerçek üzerine yazıldığı kağıt kadar incedir.

12.5.09

You aren't cut out for this place




John Baldessari, What is Painting, 1958
oil on canvas, MoMA, New York











Mehmet Dere,Alem Cutout olmuş 2009
Made in Adobe Photoshop,

11.5.09


Bugün herşey daha kabus.Bıraktığımız yerden devam etmiyor,aralara sayfalar giriyor,kaybediyorsun okuduğun sayfayı.Cinayet ,terör,uygarlık ve şiddet vazgeçilmez çeşniler;orada,burada, bunlar normal diyorsun,okuyorsun,bunlar olmuş diyorsun zaplıyorsun,kendi oyununun kurallarını sözde sen belirliyorsun.Bu dünya bir savaş.Kendin ettin kendin bul,kendini pişir kendini ye ya da Gerçekçi ol imkansızı iste Che ye karşılık "akıllı ol Canımı ye" dünyası.
Sayısız hapishane ve modern takviyeyle beraber yallah tazyik olayı.

Para herşey demek,rahmetli dedem derdi Allah değilsin ama töbe haşaa allah kadar iş görüyorsun diye.Para sınırları belirliyor,buradakini ve içeridekini,ve üstelik keyfiliğe uygun bir tanımı yok ahlakiliğe sığmıyor, zaten böyle bir sorunu da yok,her zaman kapıdaki bir düşman gibi(ante partas)

Düzenin yarattığı şiddet ve şiddetin yarattığı düzen(harmanyeri) bir toplum inşasıydı,modern bir projeydi,hiçbir noktaya(asla istediği noktaya) ulaşamadığı için kendini tarihselleştirdi ve içselleştirdi.Barbarlar ve misyonerler kendi aralarında bu şiddetin düzeni/düzenin şiddeti olarak bu gerçeği coğrafyada herkesin kaderi haline getirdi

Bu kadar aksi/azgın/inatçı resmi kimlik tabakları halinde herkesin aynı kaptan yediği aynı kapta eridiği potansiyel bir çeşniydik.Şimdi de öyle ,ne değişti ne kavgalar yapıldı?Bilince enerji olarak ne kaldı?Akıllı modern vatandaşımız ne kadar politik?ve ne kadar güvensiz?Pratiğinde ne var?Bilinç maddeden üstün değil hala
ve üstelik kendi vicdanından mustarib,hissiz ve hemde oldukça pragmatist

Felsefeciler yuvayı/yurt kavramını "aranan/özlenen ev" kavramıyla pekiştirirler,bununla kasteddikleri çoğul ve tedirgin karmaşa olmasa gerek.Anahtar paspasın altında ama ev yok!Güç bacaklarda bacaklar hızlıysan sen güçlüsün,formundasın.Bu da kimlik metaforu uyruğun kuyruğun meselesi demek istediğim.

1 mayısta işlçiler görünmez pelerinlerini atıp birleşiyorlar,hem özgürlüğün hemde yetkisizleştirmenin heyecan ve bitkinliği ile Atmleri parçalıyorlar,(ya da gösterilen)polisler kafa göz patlatmaya devraldıkları "şanlı mirasımızı olduğu yerden "cerrahi" operasyonla kutluyorlar.Bol biber gazı salça tat ketçap ye,dök dök ye..

Senaryo aynı.

1 mayıs enerji içeçeği yaptım, REDDETBUL ,tataklandırırırrr

1 mayısta YAMA kullanılmalıydı,20 dakika zeıtgeıst damardan.çatıya koymak yamada bir şey sunmak değil olay;bir farklılık deneyimi kurmak ve çatıda bununla hayata kulak vermeyi öğrenmek demek


Ben kent ve yapıları arasında ilişkileri kadar yapılar ve çatı arasındaki ilişkiyide önemsiyorum,özellikle geri dönüşlü çatıları..

Kentler kalıba giren insanlardır sonuçta,insanlar ise kalıplarını seven yabancılar.Gündelik hayatta devrimi gher gün hissederek bir başkasına aktarabilirsin,dokunarak ,anlatarak,bakışlarınla.selam ver konuş anlat derdini


Kamusal alanı düşünürken artık hiçkimsenin vicdanının sesini dinlemediği bir parkta kum havuzunda gibi hissediyorsun,kumdan kaleler vs. yaparken oyun saatinin bittiğini bana ETİK mi illa anlatacak? Etikmi dediniz??

Bugün etiktende bahsedilmiyor,konuşulmuyor.Sokaklar süpürülmüyor süpürülsede çöpçüler konuş(ul)muyor.Sınırlarında sorunların bitmiyor,entegre rüyanda kavrulurken o papyonlu adamlar saz çalıyor güzel kardeşim,ne yurttan sesleri.Her zorlama bir seçim meselesi ,her seçim ise bir siddet.İçinde seyre çıktığımız yolculukta vicdan anlamanın çok çok gerilerinde kaldı.


Toplumun kollektif vicdanında entellektüellere de yer kalmadı artık,şimdi her an inşada ve tüm aydınlar tamamen bir taşeron.
Anda yaşarken iki düş kuruyorsun.1.mutlu olman 2. ise bunun gerçek olmasıdır,ama bu iki düşün aynı anda gerçekleştirilmesi imkansızdır.Onarılmaz bir kargaşada ise her düş hem mutlu hem gerçek,zaten bunu düşünecek te vaktimiz yok..Herşey böyle içiçe nasıl olsa;çöldeki kum havuzu,oynayan çoçuk ve yıldızlar


Çöl düşüncesinden bahsetmiştim,çöldeki yolculuktan hatırlayanlara
belki 30 yaş bunalımındayım ama doğduğum yıl sayılmıyorsa değilim:)Çölde insanların nasıl konuştuklarını anlamaya kadar gittim.Kim /ile konuşur insan/lar çölde???

Kumlarmı?:Çölün sessizliğimi dillendirir korkuları,ama yıldız çölde hem yalnız hem de yolgösterici olandır aynı zamanda.Bugün yalnızlığın anlamını biliyoruz;Acının anlamına ve acı çekmeye/çekene karşı kayıtsızlık.Yıldız ve çöllerin kumu hazır ve nazır/geçmiş ile gelecek arasında bu ülkede cografyamda aranan şanlı miras/şanlı tarih

Parçaları birleştirirken kumların arasında yürürken kelimelerden çıkarttım saklı tozu."STARDUST IS TRUST" düşteki ev gibi içimde..

Görsel
*Maurizio Cattelan
"Untitled" 1996
Black and white photography / Photographie noir et blanc

9.5.09

21.05.79/21.05.09

Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now

Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here

Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here, Right Now
Right Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here
Here

Blog Arşivi

about me

Fotoğrafım
Mr.Dere
Mr. Dere’s artistic practices are based mainly on the city and whereby he focuses on interventions and observations within local culture of the city.
Profilimin tamamını görüntüle